İyot tutulması değil akıl tutulması

-Çorba olarak lahana sulusu, ana yemek olarak da lahana katısı.

-Akşama ne olacak, anne!

-Gözlerinin önünde sarmaladığım.

-Tarlada lahana kalmadı bizde de mecal.

-Yarına kavurma yapayım o zaman.

-Çoban kavurma mı, ciğer kavurma mı?

-Lahana kavurma neyinize yetmiyor çocuğum!

Demokrasi anlayışını “Haksızlık olmasın diye bir sağdan astık bir soldan” gibi bir ucube anlayışla özetleyen ve neredeyse gökten zembille indirildiğini iddia etme kertesine gelen komite başı haykırdı:

-Doktor! Nedir Karadeniz dağlarından yükselen bu ayrık otu?

-Endemik guatr!

-Türkçe konuş be adam!

Sağlık otoritesinin başında ki emekli subay yutkundu, gerindi ve içtima kışlasına geri dönmek zorunda olduğunu anladı:

-İyot eksikliği efendim.

Hazret nihai emri verdi hemen akabinde:

-Yerine koyun o zaman, netekem ayrık ses duymak istemiyorum artık!

General rütbesine emir komuta tekmilleri ile yükselen doktor; çaresiz çaktı emre amadeyi üst rütbelisine.

1950’lerin başında elindeki haritaya bakarak dünyanın yarısını iyot yetersiz diye tanımlayan Dünya Sağlık Örgütü; Türkiye’yi özellikle Karadeniz’i riskli bölge içine dahil etmişti uzaydan petrole bakan adamlarıyla.

1948 de üç belde de endemik ilan edilen guatr; 1980 de Türkiye genelinde % 30 olarak açıklanıyordu. Ve 1994 yılında komite yaklaşımının uzantıları; tuzları iyoda, Karadeniz halkını da tuza mahkûm ediyordu ilelebet…

Hiç kimse sormadı; hani toprak analizleri, nerede bitki analizleri.

Ne hikmetse iyodu bağlayan şalgam, turp ve en önemlisi karalahana bile aklanmıştı çarçabuk.

Yıl 12 ay lahanaya mahkum edilen halk neredeyse bedava olduğu için mevsiminde kolayca ulaştığı yeterli iyot içeren hamsisinden bile mahrum ediliyordu. Endemik raporları destekleyecek veriler hızla yerine konuyordu siyah takımlı adamlar tarafından.

Antitezleri dile getiren bilimsel veriler ayrık otu yaftası yiyordu kolaylıkla.

Doktor “Hastalık yoktur, hasta vardır” desturunu unutmuş, iyot bağlayarak guatr yapan yiyeceklerden başka bir şey yemeyen hastaların diyetlerini dahi sorgulama gereği duymamıştı.

Propaganda öylesine etkiliydi ki; bütün çiçek özlerinden tuz yağıyordu, yetmiyor cangılın üzerine iyot yağıyordu, Çernobil yağıyordu.

Ekranlarda iyotlu Çernobil yağmurlarında yıkanmış tavşankanını yudumlayarak halka güven aşılamaya cüret edecek kadar aymazlaşan basiretsizler yüzünden; tuz salgını başlamıştı yurdun dört bir yanında. Gereğinden fazla iyot; papiller tiroid kanseri yapıyordu. Hipertiroidi yani zehirli guatr yapıyordu. Beraberinde hipertansiyon yapıyordu.

Tiroid bezinde iyi huylu büyümeye neden olan endemik guatr yoktu artık.

Onun yerine zehirli, kötü huylu ya da çok nodüllü guatr vardı.

Eşantiyon paketlerinden fırlamış hızlı çalışan iyatrojenik guatr yani hediye edilmiş guatr vardı.

Zevkten dört köşe olmuş bir şekilde avuçlarının içini kaşıyan ilaç devleri vardı!

İyot tutulması yerine artık akıl tutulması vardı!

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir